Sakarya’da geçtiğimiz hafta yapılan iki önemli faaliyetin birbiriyle ilgisi üzerine durmak istiyorum. Biri Anadolu Gençlik Derneği tarafından düzenlenen İstanbul’un Fethi Kutlamaları, diğeri ise Sakarya Gönüllü Eğitimciler Derneği tarafından düzenlenen Feta Günü ve ödülleri programı idi. Her iki programda tarihimizde çok büyük rol oynayan iki sürecin hafızalarda canlı tutulması ve ifade ettiği anlamını yeniden ortaya koymak amacıyla yapılmaktadır.
Geçmiş bugünümüzü, bugünümüzde yarını şekillendirecektir. Dün dediğimiz tarihimiz, bizi var eden sosyal- kültürel- siyasal olgularıyla her an bir etkileşim kurmaktadır. Burada tarih algımız bizim davranışlarımızı ve ufkumuzu da etkilemektedir. İstanbul’un Fethi denildiğinde savaş edebiyatını aşacak bir terennüm ortaya koyamamaktayız. Fatih Sultan Mehmet’in askeri ve siyasi manevraları, kadırgaların Haliç’e indirilmesi, Topların yapımı, Ulubatlı Hasan’ın yiğitlikleri… Liste uzatılabilir. Ama bizim fetih düşüncemiz sadece savaş merkezli yoğunluk kazanmaktadır. Bu savaşın öncesi ve sonrası unutulmakta ve tartışılmamaktadır. Fetih, İstanbul için atılan adımlardan sadece biridir. Bu şehre Türk- İslam kimliği kazandıracak adımlar ise öncesinde atılmıştı. Aksi halde Moğolların Asya’yı kasıp kavurduğu gibi sadece savaş boyutuyla sınırlı kalacak, şehre ve insanlara kendi kimliğini kazandıracak etkiyi yapamayacaktı. Sahip olunan değerler ile İstanbul’a layık yeni inşa ve medeniyet oluşturma çabası oluşmuştur.
Feta; tarih içinde kurucu irade ve değerlerin ifadesidir. Medeniyetleri, şehirleri, geleceği inşa eden değerlerin birey, toplum ve devlet hayatındaki mayasıdır. Tarihte bütün medeniyetler yaşanabilir kıldıkları değerler üzerine var olabilmişlerdir. Fütüvvet, Ahilik olguları değerlerin toplumsallaşmış- kurumsallaşmış ifadesidir. Türkleri Türk yapan, İstanbul’u fethedip dönüştüren, gittiği topraklarda kalıcılaştıranda bu değerlerdir.
Fetih ve Feta bir bütündür. Biri olmadan diğeri olamaz. Kalbi fethetmekten başlayan ve gönülleri yıkan değil yapan bir anlayışla tüm insanlığa yönelen bir anlayıştır. Modern hayatta değer yitimi; insan, toprak ve medeniyet yitimini getirmektedir. Artık yeni gönül fetihlerini amaçlamadığımız için değerlerin bir anlamı kalmamıştır. Değerleri kuşanmadan fethe çıkanlarda hiçbir yere ulaşamadan geri dönmüşlerdir. Değerleri olmayan fetihler kalıcı olamamıştır.
Fetih ve Feta algımızı tarihsellikten kurtarıp güncelleştirebilmeliyiz. Yoksa değerleri geçmişteki insanlığın yaşadığı ve yaşayabileceği bir hikâyeye dönüştürdüğümüzde şimdi, bugün bir değer ifade etme ve yaşama irademiz bulunmuyor ise bunun bir anlamı yoktur. Yeni bir Asr-ı Saadet, Yeni Bir Fetih, Yeni Feta, Yeni bir Türkiye ve Dünya oluşturabilme gücü, iradesi ve umudunun olması gerekiyor. Sakarya’da bunun ifadesi olarak başlatılan Feta Günü Etkinlikleri ile bu değerlerin yaşama ve var olma umudunu her yıl yeniden tazeleniyor. İnsanlığın içindeki vicdan pasif ve içe kapanık değil bunu yaşama dönüştürecek değerleriyle mücadele vermektedir.
Yeni Fetihler yapmayalı çok oldu. 21 y.y. ait Yeni Mevlana’lar, Yunus’lar, Fatih’ler, Ak Şemseddin’ler ve ismini sayamadığımız birçok “Değer”li insan yetiştirebilirsek- aramızdan çıkarabilirsek fetih mümkün olacaktır. Yoksa da tarihsel muhayyilemizdeki yapılan fetihleri ve onların inşa ettiği değerleri sayıklamaktan, mırıldanmaktan öteye gidemeyeceğiz.
Bizde onun için yeni Fetih için, yeni bir Feta diyoruz.
Okunma :365
|