TÜKETİLEN DEĞİL ÜRETİLEN AHİLİK
Menderes DAŞKIRAN
Tüketim alanlarının rehabilitasyon merkezleri olarak kabul edildiği bir çağda; tüketim, var olabilmenin geçer akçesi haline getirildi. Bunun sonucu olarak tüketim yarışı, sadece tüketimle ilgili bir alana tekabül etmekle kalmayıp aynı zamanda tüketimin üretim gibi algılanmasını da sağladı. Bir başka deyişle tüketim, tüketim alanında bir uzmanlaşma da meydana getirdi. Tüketimin gereklerini en iyi şekilde yerine getirme anlamındaki bu uzmanlaşmaya aynı zamanda bir çığır açma anlamı da yüklendi. Ve insanlar içine düştükleri bu feci durumu idrak edemeden tüketim anaforunda yaşadıkları savrulmaları çok ciddi iş çıkarımları olarak zannettiler.
Günümüz insanına çeşitli konularda önderlik edenler, tahkim edilmiş kalelere yaslanarak, geri beslemesi olan yuvalarda güç elde edip, sanal karizmalar oluşturarak resmi otoriteyi de yanlarına ve yörelerine aldıklarında var oluşlarını –tüketimlerini- iyice anlamlı kıldıklarını düşünebiliyorlar. Ancak skolâstik düşünce ve hareketlerin tipik reflekslerini aratmayan bu tür adımlar, koca bir toplumun fasit bir dairede patinaj yapmasını sağlamaktan öteye gidememektedir. Bu anlayış biçimi; sahte ve sathi, içselleştirilmemiş faaliyetlerle tüketir de tüketir… Kutsalı, tarihi, edebiyatı, sanatı ve her şeyi tüketir. Geçmişe ait kimi ritüelleri mana boyutundan soyutlayarak nostaljik bir tatmin unsuruna dönüştürür. Tapınma kodları ile başlatılan yolculuk, tüketim iştihasından meydana gelen kara deliklerde, yok oluşla sonuçlanır. Bu noktada tapınma kodları kara deliklere yönelmek için sadece meşruluk oluşturma işlevine sahiptir. Olanca renkleriyle kültür, hovardalık membaı olarak görülürken; tapınma ritüelleri araç, tüketme de nihai amaçtır.
Tüm bu anlatılanlar, Ahilik başlıklı bir yazı ile bir araya getirilmeyecek ifadeler olarak değerlendirilebilir. Ahilikten bahsetmeyerek, Ahilikten bahsetmeye çalışan bir yazı ile ilk defa karşılaşıyor olabilirsiniz. Sahi siz kaç kez Ahilik üzerine bir yazıyla karşılaştınız? Ya da Ahilik Haftası kutlamalarına denk düşen bu yazıyla Ahilik Haftası etkinlikleri arasında bağ mı kuramıyorsunuz? Bunda tamamen haklısınız. Çünkü bizler, kültürün, gerçekten insanlarımızın birbirini anlamak, kardeşliklerini, birliklerini, diriliklerini ve dirliklerini canlı tutma; farklılığı zenginliğe dönüştürme, üretimin ve verimliliğin merkezini oluşturma özelliklerinden habersiziz.
Feta Girişimi, müstesna…
Ahilik kültürünü ve onun arkaplan kodlarını, insanımızın yaşanılan zamana evrensel nitelikli bir cevabı haline dönüştürmeye çalışan; üretken iradenin, Sakarya’da yeşermeye yüz tuttuğunu görmezden gelerek veya idrak edememe basiretsizliği göstererek Ahilik Haftası kutlamak.
Kendisine, takvimde boşluk bırakmayacak şekilde her normal olayı milad noktası kabul ederek bayram meydana getiren, bayramlarını da ‘seyran’a dayalı tekrarlara dönüştürenlerden de başka bir şey beklenmez.
Bu zekâ; şapka çıkarılmayı hak eder!
Okunma :256
|