Menderes DAŞKIRAN
BİR FATİH ONBİN ŞİRİN BİR FERHAT BEKLİYOR
O çağın fatihi, büyük düşlerin adamı…
“Bizler bu gün atalarımız gibi topraklar fethedemeyiz. Ama mevcut topraklarımızın verimliliğini (tabiata zarar vermeden) 5–10 kat artırabilirsek yeni topraklar fethetmiş gibi oluruz”. Diyor, Rahim DEMİRBAŞ.
O, “kıyamet koparken dahi fidan dikiniz” anlayışı üzerine kurulan değerler medeniyetinin değerli bir çocuğu. Çağını çok iyi anlayan bir duyarlılık. Fetihlerin kapandığı bir çağda atalarımız gibi topraklar fethetmek yerine mevcut topraklarımızı 10 kat verimli hale getirme hedefine kilitlenmiş yeni bir fatih. Ormanlar, kuşlar, kelebekler ve tüm canlılar diyor. En büyük emanetin bu olduğunu söylüyor.
2007 Feta ödülleri programında Rahim Demirbaş, doğa emanetine sahip çıkma anlamındaki bu özelliği nedeniyle “emanet fetası” ödülüyle ödüllendirildi. Bu özellikleriyle Rahim Demirbaş, fetihler ve fatihlerle övünmeye dayalı tarih anlayışı yerine yeni fetihlere ve fatihlere ihtiyaç olduğunu haykırarak bizzat tarih yazmaya çalışan bir “fatih.”
Varını yoğunu seferber etmiş, bizler ve tüm insanlık için dünyanın dengesini düzeltmek adına Rab’den müsaade anlamı taşıyan fiili dualarını 40.000 fidan dikerek 40.000 kez yenileme imkânına kavuşmak için çırpınıyor.
Ölüm haberlerine duyarlı kulaklarımız ve başsağlığı cümleleri kurabilen dillerimizle feryatlarını duyamıyoruz. Duyanlar ve duyarlı olanlar, feryatlar karşısında “burnumuzun kemiği sızladı” diyor. Bu feryatları asıl duyması gerekenler de duydu mu duymadı mı bilinmez? Sonuçta hiçbir çözüm üretilmemiş. Bürokratik engelli koşuda Rahim hocayı yorup duruyorlar. Önemli bir konuda basit bir çözüm üretemiyorlar.
Rahim Demirbaş hoca, bir zamanlar bereket membaımız Konya’mızın Ereğli ilçesi, Beyören köyünde dağa taşa 10.000 fidan dikmiş ve hepsini de yetiştirerek bugünlere kadar getirmiş. Bizler oturduğumuz yerde daha onbin rakamını tahayyül edemezken; O, hiçbir devlete nasip olmayacak asil bir vatandaşlık bilinci sergilemiş.Ülke topraklarının dağ-taş da olsa nasıl verimli hale dönüştürülebileceğini en güzel şekliyle ispatlamış. Gençlerimiz için gerçek bir rol model hüviyetiyle “takatım kalmadı, fidanların suya hasret feryatlarını dile getiriyorum;lütfen su ihtiyacı konusunda bana yardımcı olun; 40:000 fidanlık devasa bir orman yapayım”diyor. Tüm istediği ise 2,5 km. 125’lik plastik boru. Hepsi bu. Ne para ne pul sadece malzeme alınsın diyor.
Ama bürokrasi hazretlerini bir türlü aşıp ta sonuç alamamış, tüm ümitlerini yitirmiş bir vaziyette kahrediyor.
İlgiler ve yetkiler herhalde ailesine plaket vermek üzere Rahim Demirbaş hocanın ölümünü bekliyorlar.
Haydi yetkilerini geçtik, ihracatlarıyla övünen fabrikalar ne işe yarar. Özellikle sulama sistemi üzerine çalışan fabrikalar niçin ilgi duymaz? Üstelik kendileri için reklam fırsatı dahi doğacağı halde.
Öğretmenler; Niçin öğrencilerinize bu destanı anlatmazsınız?
Ey anneler! Ey babalar!; niçin çoçuğunuz Rahim hoca gibi olsun diye dua etmezsiniz? Ressamlar , diğer sanatçılar, bu destansı iradenin , on binlerce nazenin “Şirin”lerin resmini, şarkısını , türküsünü , tiyatrosunu , sinemasını , belgeselini niçin yapmazsınız?
Yoksa sizler de bürokrasi hazretleri gibi ; hele biri ölsün; en güzel şekilde heykelini dikeriz diye mi düşünüyorsunuz?
Bizler Taraklı Lisesi olarak diyoruz ki; sevgili devletimiz ,yöneticilerimiz , amirlerimiz, bürokratlarımız: Bürokratik işlemlere takılmadan en kısa ve basit şekilde bozkır yiğidi Rahim Demirbaş’ın feryadını duyunuz ve gereğini yapınız. Böyle çalışkan vatandaşlarımızı yüreklendiriniz.
En baştan yargı yetkililerimize sesleniyoruz: Savcılarımız, avukatlarımız, hakimlerimiz, baro başkanlarımız, bu vatan evladının feryadını duymayan derdini çözmeyen bürokratlar konusunda niçin suç duyurusunda bulunmazlar?
Yürütme yetkililerimize sesleniyoruz: Son derece anlamlı, destansı bir çalışmaya destek vermeyen icra gücü ve taşra teşkilatı bu haliyle devletimizi acze düşürmekte değil midir?
Yasama yetkililerimize sesleniyoruz: Üretken, çalışkan, vatandaşlarımıza pratik yoldan imkan oluşturmanın kural ve kanunları niçin yapılmaz?
Biz bir okuluz ve ne yapabiliriz ki? Yanlış anlaşılmasın bu soruyu acziyetimizi ortaya koymak için değil, tamamen düşünme amaçlı soruyoruz.
İşte cevabımız:
Öğrencilerimize bir “fatih” ve onbin “şirin”i araştırma- ödev konusu verdik. Ve yerinde araştırma yapmak üzere Taraklı’dan Ereğli’ ye gideceğiz.
Tarihe ilgi duyan öğrencilerimiz, çalışmanın tarihçesini sebep sonuç ilişkileri
Coğrafyaya ilgi duyan öğrencilerimiz, yüzey şeklileri iklim, bitki örtüsü
Biyolojiye ilgi duyan öğrencilerimiz, ormanlık alandaki canlı türleri
Kimyaya ilgi duyan öğrencilerimiz, oksijen üretimi
Edebiyata ilgi duyan öğrencilerimiz, çalışmanın şiiri, denemesi, kompozisyonu
Müziğe ilgi duyan öğrencilerimiz, ormanın tınısı
Tanıtım ve Yönlendirme dersi için, Rahim hocanın rol model özelliği
Matematik dersi için, arazi ölçümü, arazinin geometrisi
Fizik dersi için, basınç ve kuvvet
Beden dersi için, açık hava yürüyüşü
Felsefe dersi için, küresel ısınma ve kelebek etkisi
Girişimcilik dersi için de işsizliğe çözüm
konuları çerçevesinde çalışmalarda bulunmak ve 2,5 km sulama borusuna gücümüz yetmese de 2,5 metre sulama borusu alarak; her durumda sulama imkanını sağlamak için gideceğiz.
Rahim Demirbaş hocanın feryatlarını duyuyor ve bir şeyler yapmanın arayışı ile yetkililere ve ilgililere sesleniyoruz:
ONBİN ŞİRİN ‘ E AŞIK OLACAK, AŞKINI SU GÖTÜREREK İSPATLAYACAK
BİR FERHAT YOK MU?