|
|
Tarih : 08.08.2008 19:32:12 |
|
| İkinci güzel haber de kısa bir süre önce, üyelerinin tamamını eğitimcilerin oluşturduğu Sakarya merkezli bir sivil toplum örgütünden, “Uluslararası Feta Girişimi”nden geldi. |
|
| |
Bizi sevenleri biz de çok seviyoruz...
ALİ MURAT GÜVEN
alimuratg@yahoo.com
Şu fâni dünyada, kendisini diğer bütün dünyevî kimliklerden önce “Müslüman” üst kimliğiyle tanımlamayı tercih eden her insanın, İslâm tarihinden -yine kendi fıtratına uygun- bir kahramanı veya kahramanları da olmuştur mutlaka. Benim de ilk gençlik yıllarımdan bu yana böyle iki büyük kahramanım var. Adını, daha yirmili yaşlarıma bile gelmeden, sahabelerin en yoksulu ve aynı zamanda da en onurlusu olarak kalbime kazıdığım Ebû Zerr el-Gıfarî ile bütün dünyaya “siyah”ın güzel olduğunu öğreten Afro-Amerikalı şehit mücahit Malcolm X / Malik el-Şahbaz...
Malcolm'un 1960'ların ilk yarısında, ünlü bir Amerikan üniversitesindeki öğrencilere seslenirken ağzından dökülen (ve benim de aklıma her geldiğinde arşivimdeki bir belgesel filmden tekrar tekrar izlediğim) şu iki tüyler ürpertici cümle, çeyrek yüzyıla yayılan “İslâmcılık” mücadelem sırasında diğer insanlarla ilişkilerimde değişmez tepki biçimim olageldi. Büyük mücahit, o konuşmasında karşısındakilere -sol baş parmağını büyük bir kararlılıkla uzatarak- aynen şöyle haykırıyordu:
“Bizi sevenleri biz de çok seviyoruz. Aynı şekilde bizi sevmeyenleri biz de hiç sevmiyoruz.”
(We love the people who loved us. We don't love the people who doesn't love us.)
Geçen hafta salı günü, “bizi sevenler” cephesinden yaklaşık 4 bin 500 kişilik bir grup; gelecekteki meslektaşlarımızın eğitim gördüğü Özel Burç Koleji Anadolu İletişim Meslek Lisesi'nin sevgili öğrenci ve öğretmenleri, şahsıma “2007 yılının en başarılı sinema yazarı” ödülünü verdiler.
Ödülün geldiği adresin taşıdığı anlam ve önemin yanısıra, o gün bu ödülü vermek üzere törene katılan sürpriz bir konuk da beni ziyadesiyle gururlandıracaktı. Evet; “millî sinema” akımının kurucusu ve en büyük yönetmeni sevgili Yücel Çakmaklı, okul yönetiminden gelen ricayı kırmamış, Türk medyasındaki -onu en çok seven- yoldaşına ödülünü takdim etmek üzere, 71 yaşının türlü külfetleri ve uzun süredir boğuşmakta olduğu yüksek tansiyonuyla birlikte, şehrin oldukça dışındaki evinden kalkıp merkezdeki Radisson-Sas Oteli'ne gelmişti.
Müslümanlık tam olarak böyle bir şey işte: Kalbin kalbe karşı olması... Ben Çakmaklı Usta'yı, bizlere sinemada dişiyle tırnağıyla açtığı alternatif yol, kazandırdığı o eşsiz vizyon nedeniyle ömrüm boyunca hep sevdim ve bundan böyle de seveceğim. O da sağolsun bizleri çok seviyor; dahası, bu sevgisini iltifatkâr sözleri ve davranışlarıyla her fırsatta cömertçe ortaya koyuyor.
O yüzden, bu köşedeki birinci teşekkürüm, beni hayatımın bu en güzel ödülüyle onurlandıran Özel Burç Koleji Anadolu İletişim Meslek Lisesi'ne ve ödülümü ellerinden alma mutluluğunu yaşadığım Yücel Çakmaklı'ya...
İkinci güzel haber de kısa bir süre önce, üyelerinin tamamını eğitimcilerin oluşturduğu Sakarya merkezli bir sivil toplum örgütünden, “Uluslararası Feta Girişimi”nden geldi. Feta, Türklerdeki Ahîlik kültürüne ait kadim bir sıfat ve “Ahîlik Teşkilâtı mensubu, örnek insanî niteliklere sahip kişi” anlamına geliyor. Sözcük, daha derinlerinde ise “genç, yiğit, fedakâr, cömert, vefâ ve merhamet sahibi” gibi alt anlamlar taşımakta...
Velhasıl, geçen hafta içinde “Uluslararası Feta Girişimi” adına Sakarya'dan arayan bir grup gönül dostum, bu hafta sonu dördüncüsü dağıtılacak olan “Feta Ödülleri”nin -Ahîlik geleneğindeki 41 temel insanî meziyetten hareketle- toplam 41 dala ayrıldığını ve benim de 25 Kasım 2007 tarihinde İstanbul'da düzenlenmesine aracılık ettiğim “Yönetmen Mustafa Akkad'ı Anma Gecesi” vesilesiyle “vefâ” dalındaki büyük ödüle lâyık görüldüğümü bildirdi.
“Vefâ”... Meslek hayatım boyunca yazılarımda belki de en çok kullandığım, neredeyse kutsadığım bir sözcük... Ona sahip olanlara duyduğum güçlü hayranlığın yanısıra, yeterince nasiplenmemiş olanlara da acımayla bakmama neden olan en büyük insanî erdemin toplam dört harfle ifade edilmiş biçimi...
Ve Ahîlik gibi tarihte eşi benzeri bulunmayan asil bir toplumsal hareketi çağımızda da bütün boyutlarıyla yaşatıp kitlelere tanıtmayı kendisine misyon edinmiş saygıdeğer bir sivil toplum örgütü, beni, en büyük aşkımın adını taşıyan bir ödülle onurlanmaya karar vermiş. Hayatımın genel akışına ve nihayet yakın zamanda “Çağrı'nın şehit yönetmeni” adına gerçekleştirdiğim o mütevazı “vefâ borcu ödemesi”ne bakarak...
Allah, hakkımızda böyle bir değerlendirmeyi yapıp bu karara varan bütün o seçiciler kurulundan razı olsun.
Sinema konulu ödüller ve toplantılarla geçen yoğun bir haftanın ardından, 1 Haziran 2008 Pazar günü de bu kez anılan ödülü almak üzere Sakarya'daki gönül dostlarımla birlikte olacağım. Gelecek hafta bu sayfada, o törenden izlenimlerimi bulacaksınız inşaallah...
Bütün sevenlerimize sevgiyle duyurulur.
“Feta Hareketi” hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: www.fetamedeniyeti.com