Anasayfa       Fotoğraf Galerisi     Favorilere Ekle       Giriş Sayfası Yap       

 

 
fetamedeniyeti-detay

 Menü
       Feta Nedir ?
       Feta Ödül Dalları
       Feta Günü ve Ödülleri
       Basın Açıklaması
       2006 Feta Ödülleri
       2007 Feta Ödülleri
       Basında Feta
       Bir Medeniyet Projesi Olarak Feta
       2008 Feta Ödülleri

 Duyuru

  5. FETA ÖDÜLLERİ 

 

 

Program:

            Açılış Konuşması

Abdurrahman ARSLAN (Edep ve Adalet)

            Feta Ödülleri Töreni

 

07 Haziran 2009 Pazar 14.00-17.00

Adapazarı Kültür Merkezi (AKM)

05.06.2009 14:45:36
REKLAM ALANI

 Özlü Sözler
 Köşe yazıları

ihsan ünlü

ihsan ünlü ¬
GELİN CANLAR CEM OLALIM!

rüstem budak

rüstem budak ¬
GÜN, FETA GÜNÜDÜR DOSTLAR
 
 Son 5 Yazılar
Emek- Üretim- Tüketim ve Edep Konferansı
Emek- Üretim- Tüketim ve Edep Konferansı


Gönülleri fethederek alan el değil veren el olarak, sürekli fetih şuuru ile bu dünyayı cennete çeviren yolları keşfetmenin önemine değindi.
'Akkad'ı Anma Gecesi' vesilesiyle gelen vefâ ödülü
'Akkad'ı Anma Gecesi' vesilesiyle gelen vefâ ödülü


ikinci güzel haber üyelerinin tamamını eğitimcilerin oluşturduğu Sakarya merkezli bir sivil toplum örgütünden, “Uluslararası Feta Girişimi”nden geldi.
Bizi sevenleri biz de çok seviyoruz...
Bizi sevenleri biz de çok seviyoruz...


İkinci güzel haber de kısa bir süre önce, üyelerinin tamamını eğitimcilerin oluşturduğu Sakarya merkezli bir sivil toplum örgütünden, “Uluslararası Feta Girişimi”nden geldi.
O Çağın Fatihi
O Çağın Fatihi


Bir Fatih Onbin Şirin Bir Ferhat Bekliyor O çağın fatihi, büyük düşlerin adamı…
     
 

ihsan ünlü ¬

ihsan ünlü

 GELİN CANLAR CEM OLALIM!

 Tarih : 02.06.2008 15:30:14


Geçtiğimiz haftasonu bir program vesilesiyle memleketim Amasya’daydım.

 

GELİN CANLAR CEM OLALIM!

İhsan ÜNLÜ

 

Geçtiğimiz haftasonu bir program vesilesiyle memleketim Amasya’daydım. Cem vakfı ve Amasyalılar Sosyal ve Kültür Yardımlaşma Derneğinin birlikte organize ettiği program çok muhteşemdi. Amasya’nın en büyük kapalı salonu olan Hamit Kaplan spor salonunu 3 bine yakın kişi doldurdu. Programda çeşitli konuşmaların yanında cem töreni yapıldı ve izleyicilere gösterildi. Bu program, hem birlik-beraberliğe katkı sunması, hem de cem törenlerinin gizemini ve güzelliğini gözler önüne sermesi ve bu törenler için büyük mekanlara ihtiyaç bulunduğunu göstermesi bakımından bence önemliydi.

Alevi-Sünni her kesimden insanın yoğun ilgi gösterdiği programda resmi erkân da tam kadro oradaydı. Başta sayın vali M. Celalettin Lekesiz’in teşrifi ve programı başından sonuna kadar takibi, bu tür konularda devlet-millet kaynaşmasını sergilemesi adına takdire şayan bir olaydı. Kendisini kutluyor ve bu davranışının bütün idarecilerimize örnek teşkil etmesini diliyorum.

Yine bu programın teşekkülünde aslan payına sahip Cem vakfını da tebrik ediyorum. Zira, Alevisi-Sünnisi bütün canların bir araya gelerek aslında ne kadar çok ortak noktanın olduğunu göstermesi ve diyaloga açık kapılar bırakarak insanların birbirini anlayıp kaynaşmasına vesile olan çok önemli adımlar atıyorlar. Geçtiğimiz dönemlerde gizli olarak yapılmak zorunda bırakılan cem törenlerinin herkese açık bir platformda yapılmasıyla, daha önceki yanlış anlayışlar ve önyargıların da kırılmaya başladığını görüyoruz. Nitekim Erzincan’da  benzer programlar vesilesiyle bizim de şahit olduğumuz şeyler yaşanıyor artık. Buralara gelen Sünni vatandaşların kahir ekseriyeti; ‘biz onları yanlış tanımışız’, ‘meğer ne kadar çok benzerliğimiz varmış’, ‘keşke daha önce gelseydim ve bu mekanları, bu insanları tanısaydım.’ diyorlar.

Yıllardır bizi en zayıf karnımız olan ‘dînî’ ve ‘etnik’ köklerimizden vurmak isteyen, bizi biz yapan değerleri unutturup câhilâne ve tefrikâne söylemlerle birbirimize düşürmeye çalışan hain mihraklara verilecek en güzel cevap, bu tür organizasyonları artırmaktır. Bu organizasyonlar da göstermiştir ki; Alevi ve Sünnilerin Tevhid, Nübüvvet, Ahiret, Kur’an, Ehl-i Beyt başta olmak üzere temel konularda hiçbir ayrılıkları yoktur. İbadetler hususundaki farklılık ise, işin teferruat ve teolojik boyutudur. Bunlar insanların kendi tercihleridir. Bu gibi teferruat konularına takılarak işin özünü kaçırmak ve ortak noktaları çoğaltmak yerine ayrıntıları konuşmak birilerinin ekmeğine yağ sürdürecektir.

Aynı Allah’a, aynı Peygamber’e, aynı Kitab’a inanan; aynı kıbleye yönelen; sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan insanların birbirine soğuk ve hasmâne duygular içinde olması düşünülemez. Yüzyıllardır birbirini boğazlayıp kanlarını dökmüş, mezhep farklılıklarını en ağır bedellerle ödettirmiş Batılıların bile bugün aralarındaki duvarları kaldırıp tek yumruk haline gelmeye çalıştığı şu asırda, Müslümanların zengin kültür ve medeniyet miraslarına rağmen bölük pörçük bir vaziyette bulunmaları çok vahim bir durumdur. ‘Yetmiş iki millete aynı gözle bakmayan, müderris olsa bile Hak katında âsidir.’, ‘Benim çadırım gökyüzüdür, içine herkesi alır.’, ‘Kim olursan ol, yine gel.’ diyen bir ecdadın torunları olarak bir olmaya, diri olmaya mecburuz.

İslam’ı üst kimlik olarak kabul eden anlayışların alt kimlik olarak, farklı algılama biçimleri tarıh boyunca olmuş ve bundan sonra da olacaktır. Önemli olan bu algılamaları, ‘ötekileştirme’ malzemesi yapmak yerine, zenginlik olarak kabul edip yararlanabilmektir. Kabul edersiniz veya etmezsiniz, en azından empati kurarak ‘diğeri’ni de anlamaya çalışmak akl-ı selimin gereğidir diye düşünüyorum.

İslam’ın zengin yorum biçimlerinden biri olan Alevi-Bektaşi geleneğinin de değişik yorum ve uygulama biçimleri olagelmiştir. Bunlardan biri de Tanrı’ya vâsıl olma yolundaki anlayış ve uygulamalardır. Yolun pîri kabul edilen Hacı Bektaş-ı Veli’den alınan, ‘4 Kapı, 40 Makam’ düstûru bunlardan birisidir. Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat olarak sıralanan bu yol, uzun-ince bir yoldur. Kılavuzsuz ve rehbersiz çıkılmayan bu yolun mekânı ‘cemevi’, ibadeti ise, ‘âyin-i cem’dir.

Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz/ Dergâhına gider bu yollarımız

Şol güzel Ali’yi sevenlerdeniz/ Düvaz-imam okur bu dillerimiz. (Kul Himmet)

 

Cem Nedir? Kaynağı Nedir?

Cem, dünya nimetlerinden soyutlanıp manevi bir dünyada Yaratan’la bütünleşme yani tevhid halidir. Cem, bir olmak, toplanmak anlamındadır. Cem, her türlü gösterişten- riyadan uzak, direk Tanrı’ya yönelmenin adıdır. Cemde kişi, dileğini-yakarışını doğrudan O’na yapar, haddini aşmadan tüm benliğiyle O’nunla bütünleşir. Ulaşabilmenin yolu, her türlü kötülüklerden nefsini arındırmadan geçer. Cemde arınamayanlar yargılanır, kul hakkı sorgulanır ve iyiliğe yönlendirilir. “Ölmezden evvel ölmenin”, kendisiyle hesaplaşmanın ve insan olmanın adıdır yani “Vahdet-i Vücut” olmaktır.(A. Rıza Uğurlu, Aşk-ı Muhabbet)

Cem’in kaynağı konusunda değişik rivayetler varsa da en çok itibar edilen kaynak İmam Cafer-i Sadık Buyruğudur. Bu kitapta anlatılan bir söylenceye göre;

Hz. Muhammed(a.s), miraca çıktığında ansızın yoluna bir aslan çıkar ve kükreyerek Hz. Muhammed’e hücum eder. Aslan’ın durumunu gören Resul, o anda ne yapacağını bilemez ve gaipten bir ses duyar: “Ey Muhammed! Aslan senden bir nişan ister. Yüzüğünü ağzına ver.”

Hz. Muhammed yüzüğünü çıkarır ve aslanın ağzına verir. Orada yüzük aslanda nişan olarak kalır ve o zaman aslan sakinleşir. Hz. Peygamber, miraç dönüşünde bir kubbeye rastlar ve buraya girdiğinde ‘kırklar meclisi’yle karşılaşır. Hep birlikte hareket eden bu mecliste Hz. Ali de vardır. Rivayete göre Hz. Peygamber mürşit, Hz. Ali ise rehber olmak üzere bu mecliste ibadet ve taat içersinde hoşca vakit geçirilir, hatta cezbeye kapılarak semahlar dönülür.

Sırr-ı Hakk’a gerçeklere baş koştuk/ Çiğ yerimiz yoktur, kürede piştik

Ne Yol’dan, ne Farz’dan, Sünnet’ten düştük/ ‘Erenler Cemi’dir yerimiz bizim. (Hatayi)

12 Hizmet ve Dedelik

Cem törenlerinde yerine getirilen 12 hizmet anlayışının ilk defa ‘kırklar meclisi’nde îfa edildiğine dair yaygın bir kanaat vardır. Burada kimin hangi makamda ve ne hizmet yaptığı noktasında farklı görüşler olmakla birlikte yaygın bir rivayete göre Hz. Peygamber, mürşit postunda oturmuştur. Hz. Ali’nin rehber postunda oturduğuna inanılan bu rivayete göre, Ehl-i Beyt hanedanından olan diğer post sahipleri ise şu hizmetleri deruhte etmişlerdir: Gözcü, çerağcı(kandil yakan), zâkir(zikre önderlik eden), faraşçı(süpürgeci), İznikçi(eşyaları kollayan), kurbancı(kurban işine bakan), sakacı(su dağıtan), ibriktar(abdest alımında yardımcı), peykçi(haberci), semahçı(semah işine bakan)

Post, Hz. İsmail için gönderilen kurbandan kalmıştır. Mürşit postu, Muhammed postudur. Rehber postu, Ali postudur. Bu posta oturan kimseler, bu mübarek kimselerin vekilliğini üstlenmiş sayılırlar. Bu posta oturan mürşit, dede veya baba, bu postun hakkını vermek zorundadır. Çünkü, bu posta oturan kimsenin başındaki tacı, Hz. Muhammed, belindeki tığ-bend Hz. Ali, sağında ve solunda ‘şebber’ ve ‘şübber’ yani İmam Hasan ve İmam Hüseyin vardır. Ayrıca önünde Cebrail, arkasında Azrail, sağında İsrafil, solunda Mikail vardır ki bu posta oturan kimse bu sıfatlarla sıfatlanmış sayılırlar. (Hakkı Saygı, Alevi-Bektaşi İnancı)

12 hizmet anlayışını, Kur’an-ı Kerim’de Fetih suresi 10. ayete dayandıran bir yaklaşıma göre; Hz. Peygamberin 622 yılında kırk sekiz kişi ile yaptığı biatte el ele verilerek ikrar alınması, İslam’ın kuruluş aşamasındaki ilk ikrar ve ahittir. Aleviler, cem geleneğiyle o gün bu gündür bu ahdi diri tutarlar. “El ele, el Hakk’a” temel söyleminin de arka planında bu tarihi vak’a yatar. Burada biat edenlere, Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen 12 kişi hizmet etmiştir. Cemlerdeki 12 hizmet anlayışı, sembolik de olsa bu tarihi misyonun devamı niteliğindedir. Bu ayette geçen, Allah’ın resulüne verilen el, Allah’a verilmiş sayılır. Huzura gelen talip(yol oğlu) ise peygamber postunun manevi temsilcisi durumunda olan mürşide(dede) el vermekle, peygambere dolayısıyla Allah’a el vermiş yani söz vermiş olur.

Kırklar meydanına vardım/ Gel beri ey can dediler

İzzet ile selam verdim/ Gir işte meydan dediler.

Sıdk ile tevhid edelim/ Çekilip Hakk’a gidelim

Aşkın dolusun içelim/ Kalalım mestan dediler. (Hatayi)

 

Cem Töreninde Ne Yapılır?

Her şeyden önce cem, Allah’a teslimiyetin adı olan ‘ikrar’ yeridir. Verilen ikrarın geri dönüşü yoktur, o yüzden; “Öl ikrar verme/ Öl ikrarından dönme” ilkesi geçerlidir burada. Bu ikrar, elest bezmindeki ruhların Allah’a verdiği ikrarın yansımasıdır aslında. Verilen ikrarla, talip her türlü kötülük ve çirkinlikten uzak durup ‘yol’un icaplarını yerine getirerek insan-ı kamil olmaya söz verir. Bunu için  mürşidinin de himmetiyle elinden gelen gayreti gösterecek ve eline, diline, beline sahip çıkacaktır.

Cem’i farklı kılan ve toplumsal barış ve kardeşliğe katkı sağlayan en önemli ritüellerden birisi de rızalıktır. Cem ibadetine başlamadan önce, mutlaka dede küskün olanların barıştırılmasını teklif eder. ‘Aramızda küskün, dargın varsa meydana çıksın, barıştıralım’ şeklinde cemaati uyarır. Bu yol’da ‘kul hakkı’ çok önemli bir kavramdır. Kul hakkıyla Allah’ın huzuruna gitmemek için, ‘Ölmeden önce ölün’ sırrına vâkıf olarak bu hususa azami titizlik gösterilir.

El ele, el Hakk’a razı olmayan/ Mürşid-i kamile razı olmayan

Muhammed Ali’ye razı olmayan/ Muhabbet sırrında Mervan görünür. (Bosnavi)

Cem ibadetinde her gelen talip niyeti ve kabiliyeti istikametinde feyizlenir ve bereketlenir. Buraya gelen kabını mutlaka doldurur, ancak o kabın faziletlerle dolabilmesi için rezilliklerin boşaltılması gerekir. Bunun da yolu, yapılan hata ve günahlara tevbe-istiğfardan geçer. Bu bölümde, dedenin okuduğu ‘Tövbe Erkânı Duası’na hep birlikte iştirak edilip ‘Allah Allah’denir.

Gece gündüz hata etmektir işimiz/ Tövbe günahımıza estağfurullah

Muhammed Ali’ye bağlıdır başımız/ Tövbe günahlarımıza estağfurullah. (Hatayi)

Alevilikte temel bir söylem olan, “Hak-Muhammad-Ali” deyimine uygun olarak her şeyin başı ve sebebi olan Cenab-ı Hakk’a niyaz edilir. Bu bölümde, ‘Tevhid Erkânı’ okunarak Allah Teala birlenir ve hamd-ü senalar edilir.

Muhammed’i candan sev ki/ Ali’ye Selman olasın

Ehl-i Beyt’e gönül ver ki/ Ali’ye Selman olasın.

Allah, Allah, Allah, Allah/ Allah, Allah, Allah, Allah.

Bu arada kelime-i tevhid ve tehliller getirilerek secdeye varılır. Burada, dedenin duasına hep birlikte ‘Allah Allah’ denir ve Allah’ın habibi Hz. Muhammed’in miraç bölümüne geçilir.

‘Miraçlama’ denilen bu bölümde zâkir, miraçnâmeyi okur ve bazı yerlerde secdeye varılır. Bu arada salavatlar getirilir. Hz. Peygamberin miraca çıkışını anlatan bu bölümde, ‘kırklar meclisi’nden söz edilir. Miraçlamada, ‘ettiler kırklar semahı’ denildiği zaman, semaha kalkılır ve semah dönülür. Kırklar semahından sonra istek semahları vardır. Yörelere göre farklılık arzeden bu semahlara isteyen kalkıp iştirak edebilir.

Oldu miracı mübarek/ Hakk kıldı Kur’an tebârek

Şanına indi Levlâke levlâk/ Padişahlar padişahı.

Cem töreninin en can alıcı ve duyguların artık doruğa çıktığı an, son bölüm olan ‘Mersiye’ bölümüdür. Hz. Hüseyin ve yanındaki 72 Ehl-i Beyt erinin Kerbela’da susuz bırakılarak şehid edilmelerini hatırlatan bu bölümde, gözyaşları tutulamaz. Zakirin içten çalması ve söylemesiyle daha bir cûşa kapılan cemaat, ayağa kalkıp el ele tutuşarak âdeta onlarla özdeşleşir.

Bugün matem günü geldi/ Ah Hasan’ım, vah Hüseyin’im

Senin derdin bağrım deldi/ Ah Hasan’ım, vah Hüseyen’im.

Şehit olmuş Şah-ı Merdan, Şah Hasan’ım, vah Hüseyin’im. (Şah Hatayi)

Cem ibadetinin sonunda dağılmadan önce, lokma hizmeti yerine getirilir.Lokma, bir adağını yerine getiren veya geçmişlerine sevap olsun diye cemevine getirilen ve gelen canlara sunulan yiyecektir. Lokma hizmeti almış olan lokmacı, canların getirmiş olduğu lokmaları, bir tepsi içerisinde getirir. Elindeki tepsi ile dâr meydanına gelir: “Hüü Erenler! Lokma hizmeti geliyor” diyerek dedenin önünde durur. Dedenin lokmaya dua vermesinden sonra, lokmalar canlara eşit bir şekilde dağıtılır. Cemaat dağılmadan önce sırasıyla tüm hizmet sahipleri toplu halde huzura gelerek, duaları verilir.

Artık Cem töreni sona ermiştir. Bunun da nişanesi olarak, başlangıçta yakılan çerağ, çerağcının “Yaratanın nur-u aşkına ya Allah, ya Allah, ya Allah” deyimiyle söndürülür. Daha sonra dede, cemaate destur vererek gidebileceklerini söyler. Son dua olarak da; “Oturan-duran, kovsuz- gıybetsiz evine varanın, sırrı sır edenin Allah-Muhammed-Ali, yardımcınız olsun” der. 

 

, Eğitimci-Yazar (ihsan66@gmail.com) 12.05.2008 Erzincan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


521 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorumla Tavsiye
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  ihsan ünlü

 Kategori  

  Yorum ( )

<
Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.
 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

GELİN CANLAR CEM OLALIM!

 02.06.2008 15:30:14

 Editör Giri?
  Editör Adynyz :
  ?ifreniz         :
Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodu Onay
            
   ?ifremi Unuttum
   Editörlük için Ba?vuru Formu
 

 Takvim
Son Yorumlar  Puanlanan
Anket

Site Tasarımını nasıl buluyorsunuz?

Toplam Oy : 72